Ürün··8 dk

Mini ERP tasarlarken öğrendiklerim

Bir kablo firması için geliştirdiğim Mini ERP sürecinde veri modeli, modülerlik, kapsam yönetimi ve AI'ın gerçekten işe yaradığı yerler üzerine notlar.

Bu yazı bir taslaktır ve güncellenebilir.

Bir kablo firması için bir Mini ERP geliştirdim: muhasebe ve fatura süreçleri hariç neredeyse tüm operasyonu tek panelde toplayan bir sistem. Süreç bana yazılımdan çok, süreç mühendisliği hakkında ders verdi. İşte en çok işime yarayan öğrendiklerim.

Önce süreci anla, sonra kod yaz

İlk hafta tek satır kod yazmadım. Depoyu gezdim, sipariş fişlerini inceledim, "bu kağıt nereye gidiyor?" diye sordum. Endüstri mühendisliğinin bana kazandırdığı en değerli alışkanlık bu: sistemi çizmeden, akışı ölçmeden çözüm üretme.

Ortaya çıkan gerçek şuydu: firma "stok yazılımı" istiyordu ama asıl derdi, sipariş–stok–sevkiyat arasındaki kopuk bilgi akışıydı. Doğru problemi bulmak, doğru çözümü yazmaktan önce gelir.

Veri modeli ve modülerlik

Bir ERP'de en pahalı hatalar veri modelinde yapılır. Birkaç ilke belirledim:

  • Tek doğru kaynak: Her varlık (ürün, cari, sipariş) tek yerde tanımlı olsun; kopya veri tutma.
  • Modüller gevşek bağlı olsun: Stok, sipariş ve raporlama ayrı modüller ama ortak bir çekirdek veriyi paylaşıyor.
  • Değişime hazırlık: İş kuralları değişecek; bu yüzden kuralları koda gömmek yerine yapılandırılabilir tuttum.

Modülerlik sayesinde yeni bir talep geldiğinde tüm sistemi değil, tek bir modülü açıp değiştirebiliyorum.

Kapsamı dar tutmak: neden muhasebeyi dışarıda bıraktık?

En zor karar, neyi yapmayacağımıza karar vermekti. Muhasebeyi bilinçli olarak kapsam dışı bıraktık.

Her şeyi yapan bir ürün, hiçbir şeyi iyi yapmaz.

Muhasebenin kendi uzmanlık alanı, mevzuatı ve olgun yazılımları var. Onları yeniden icat etmek yerine, ERP'yi operasyonda derinleştirdik ve gerektiğinde muhasebe yazılımına veri aktaracak bir köprü bıraktık. Dar kapsam, ürünü daha hızlı ve daha sağlam yaptı.

Teknik olmayan kullanıcı için UX

Kullanıcılar mühendis değil; depo görevlisi, satış elemanı, yönetici. Bu yüzden:

  • Ekran sayısını azalttım; en sık yapılan iş her zaman bir tık uzakta.
  • Terimleri sahadaki dile göre seçtim, yazılım jargonundan kaçındım.
  • Hata mesajları "ne yapmalıyım?" sorusunu yanıtlıyor.
  • Sık işler için klavye ve barkod akışını optimize ettim.

Bir özelliği ne kadar sevdiğimin değil, sahadaki kişinin onu ne kadar hızlı kullanabildiğinin önemli olduğunu öğrendim.

AI gerçekten nerede işe yaradı?

AI'ı her yere serpmek yerine, ölçülebilir değer kattığı iki yerde kullandım:

  1. Talep tahmini: Geçmiş satış ve mevsimsellikten hareketle stok önerileri. Amaç kâhinlik değil, "şu üründen muhtemelen azalacaksın" uyarısı.
  2. Otomatik raporlama: Sipariş ve stok verisinden okunabilir haftalık özetler üretip insan onayına sunmak.

Buna karşılık, sohbet arayüzü gibi "havalı" ama günlük işe dokunmayan fikirleri erteledim. AI, sürecin bir parçası olduğunda değerli; gösteri olduğunda değil.

Özetle

  • Kod yazmadan önce süreci anla ve çiz.
  • Veri modelini sadeleştir; tek doğru kaynak kur.
  • Kapsamı bilinçli daralt; her şeyi yapma.
  • UX'i sahadaki kullanıcıya göre tasarla.
  • AI'ı ölçülebilir değer kattığı yerde kullan.

Mini ERP bana şunu hatırlattı: iyi ürün, çok özellik değil, doğru problemi sade biçimde çözen üründür.